T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

            HUKUK BÖLÜMÜ

            ESAS NO      : 2014 / 343

            KARAR NO : 2014 / 383

            KARAR TR   : 1.4.2014

ÖZET : İcra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

 

                                                          

 

 

 

 

 

 

K  A  R  A  R

 

            Davacı           : L. Sigorta A.Ş.

Vekili              : Av. M.U.Y.

Davalı            : Karayolları Genel Müdürlüğü

Vekili              : Av. K.Ş.

 

O L A Y          : Davacı şirket vekili dava dilekçesinde; 13.02.2008 tarihinde, müvekkilinin sigortalısı olan 44…….. plakalı aracın,  davalının bakım ve onarımı ile sorumlu olduğu yolda, gerekli bakım ve onarımın yapılmamış olması nedeni ile meydana gelen çukur ve mucur nedeni ile kaza yaptığını, aracı pert olduğunu; müvekkilince 18.000 TL hasar bedelinin 28.03.2008 tarihinde ödendiğini; davalı kuruma bu hususta talep yazısı yazıldığını ancak verilen cevapta, kaza yapılan yoldan ötürü sorumluluklarını ikrar ederek ödeme yapmayacakları belirttiklerini; hasarın ödenmesi ile mukavele şartlarına ve Ticaret Kanununun ilgili maddesi hükmüne göre şirketlerinin, sigortalısının yerine kaim olduğunu ve sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine mevcut her türlü haklarının şirketlerine intikal ettiğini ifade ederek; Davalının, Malatya 3. İcra Müdürlüğünün 2010/1513 takip sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin devamına, %40 icra inkar tazminatına çarptırılmaları istemiyle adli yargıda dava açmıştır.

 MALATYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 10.2.2012 gün ve E:2012/30, K:2012/73 sayı ile, açılan dava, İ.İ.K'nun 67. Maddesinde adını bulan itirazın iptali davasından ibaret olduğu; her ne kadar bu dava mahkemelerinde açılmış ise de; davalının kamu tüzel kişisi olduğu, yapmış olduğu hizmetler gereği, iş ve eylemlerinin İdari nitelikte olduğu; davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün, karayollarının yapım ve onarım hizmetleri sırasında verdiği zararların, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zarar niteliğinde olduğu;  davalının sıfatı gereği yapmış olduğu işlem ve eylemlerden kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin İdari Yargıdaki mahkemeler olduğu gerekçesiyle; dava      dilekçesinin yargı yolu nedeni ile görev yönünden reddine, Mahkemelerinin görevsizliğine karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Davacı vekili, bu kez dilekçesinin başında, “Alacağın kaza tarihinden itibaren faizi ile ödenmesi taleplerinden ibarettir.” dedikten ve dava değerini 10.498,50 TL olarak bildirdikten sonra, aynı ifadelerle dava dilekçesini oluşturmuş ve adli yargıda açılan davada verilen görevsizlik kararından bahisle dava açmak zorunda kaldıklarını belirterek; aynen  “…Davalı hakkında alacağımızın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkilimize ödenmesine (sonuçta davalının Malatya 3. İcra Müdürlüğünün 2010/1513 takip sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı yapmış oldukları itirazın iptali ile icra takibinin devamına %40 icra inkar tazminatına çarptırılmaları)…” istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.

MALATYA İDARE MAHKEMESİ: 24.5.2013 gün ve E:2012/1296, K:2013/607 sayı ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 7. maddesinde, Karayolları Genel Müdürlüğünün, yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden düzenleme ve işaretlemeleri yaparak gerekli önlemleri almak ve aldırmakla görevli olduğunun belirtildiği,  aynı Yasanın 13. maddesinin (c) bendinde de, Karayolları Genel Müdürlüğüne zorunlu nedenlerle meydana gelen, arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak karayolunu kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek görevinin yüklendiği;  anılan Yasanın 6099 sayılı Yasanın 14. maddesi ile değişik 110. maddesinin 1. fıkrasında ise, işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının, adli yargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisi olmasının, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemeyeceği, hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı kuralına yer verilmiş olduğu;  dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin sigortalısı 44 KT 828 tescil plakalı aracın 13.02.2008 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası yaptığı, kaza sonucu oluşan hasar nedeniyle davacı Şirketçe sigortalıya ödeme yapıldığı, ödeme sonucunda 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre sigortalıya halef olan Şirket tarafından Malatya 3. İcra Müdürlüğünün 2010/1513 sayılı dosyasında takibe başlanıldığı, takibe yapılan itiraz üzerine 16.1.2012 tarihinde adli yargıda dava açıldığı, bu davanın Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.2.2012 tarihli ve E:2012/30, K:2012/73 sayılı kararı ile davanın görüm ve çözümünde idari yargı görevli olduğundan bahisle görev ret kararı verilmesi üzerine 5.10.2012 havale tarihli dilekçeyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı; Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğu altındaki karayollarının bakım, onarımın ve işaretlemesinden sorumlu olduğu, bu yolları sürekli olarak can ve mal güvenliğine uygun bulundurmakla yükümlü olduğu, bu sorumluluğun yerine getirilmemesi sonucu oluşan trafik kazaları nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde ise 2918 sayılı Yasanın 110/1. maddesi uyarınca adli yargının görevli olduğu; bu durumda, davalı idarenin sorumluluğunda bulunan karayolunun bakım ve onarımını gereği gibi yapmaması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan zararın tazminine ilişkin olan 2918 sayılı Yasanın 110 maddesi kapsamındaki iş bu sorumluluk davasının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olması nedeniyle idari yargının görevsiz olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle; 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin l/a bendi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş; bu karara karşı yapılan itiraz ve karar düzeltme istemi Malatya Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiş ve anılan karar kesinleşmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR,  Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 1.4.2014 günlü toplantısında;

l-İLK İNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Davacı vekilince adli yargı yerinde açıkça “Davalı hakkında Malatya 3. İcra Müdürlüğünün 2010/1513 takip sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin devamına %40 icra inkar tazminatına çarptırılmaları” istemiyle dava açıldığı; buna karşılık, idari yargı yerinde, sonuç itibariyle, “Davalı hakkında alacağımızın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkilimize ödenmesine (sonuçta davalının Malatya 3. İcra Müdürlüğünün 2010/1513 takip sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı yapmış oldukları itirazın iptali ile icra takibinin devamına %40 icra inkar tazminatına çarptırılmaları)” istemiyle dava açılması nedeniyle; 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesine göre olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için davanın “tarafları, konusu ve sebebinin aynı” olması koşulunun öngörülmüş bulunması karşısında, adli ve idari yargı yerleri arasında her iki yargı yerinde ortak talep olan “davalının Malatya 3. İcra Müdürlüğünün 2010/1513 takip sayılı dosyasında başlatılan takibe karşı yapmış oldukları itirazın iptali ile icra takibinin devamına %40 icra inkar tazminatına çarptırılmaları”  istemi”  yönünden görev uyuşmazlığın doğduğu; idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle açılmıştır.

            2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “İlamsız takip” başlıklı Üçüncü Bap, 42-49. maddelerinde takip yöntemleri gösterilmiş; değişik 58. maddesinde, takip talebinin icra dairesine yazı ile veya sözlü olarak veya elektronik ortamda yapılacağına işaret edilmiş; değişik 60. maddesine göre, takip talebi üzerine icra müdürünce ödeme emri düzenleneceği ve 62-65. maddelerde itiraza ilişkin hükümlere yer verilmiş olup, değişik 66. maddede, süresi içinde yapılan itirazın takibi durduracağı kurala bağlanmıştır.

            İtiraz nedeniyle takibin durması üzerine alacaklıya, itirazın iptali için Yasada iki yola başvurma olanağı tanınmış olup, bunlardan birincisi, 67. maddeye göre mahkemeye başvurmak, ikincisi ise 68, ek 68/a ve ek 68/b maddelerine göre tetkik merciinden itirazın kaldırılmasını istemektir.

            İncelenen uyuşmazlıkta alacaklı konumundaki davacı tarafından, değişik 67. maddeye göre mahkemeye başvurmak suretiyle itirazın iptali davası açılmıştır.

Söz konusu 67. Madde (Değişik: 18/2/1965 - 538/37 md.), “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

(Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.

İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)

Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır” hükümlerini taşımaktadır.

Anılan Yasanın değişik 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur” denilmekte olup, yukarıda hükmü yazılı 67. maddede sözü edilen “mahkeme” ile, icra dairesinin bulunduğu yargı çevresi bakımından bağlı olduğu asliye mahkemesinin anlaşılması ve takip hukukuna özgü bulunan itirazın iptali davasının asliye mahkemesinde görülmesi gerektiği açıktır.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri: a)İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b)İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c)Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.

Bu duruma göre, İcra ve İflas Kanunu’nun değişik 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasının görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, Malatya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

 

S O N U Ç      : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Malatya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.2.2012 gün ve E:2012/30, K:2012/73 sayılı GÖREVSİZLİK KARARIN KALDIRILMASINA, 1.4.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

 

Başkan

Serdar

ÖZGÜLDÜR

 

 

 

Üye

Eyüp Sabri

BAYDAR

 

 

 

 

 

Üye

Nurdane

TOPUZ

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

 

 

Üye

Ayhan

AKARSU

Üye

Sıddık

YILDIZ

 

 

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT