T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

 

ESAS NO       : 2021/373

KARAR NO : 2021/611

KARAR TR : 29/11/2021

 

 

 

ÖZET: Taşınmaza hukuki el atma nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davanın, imar planından kaynaklanan tazminat davaları kapsamında İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.

 

K A R A R

 

Davacılar

(Adli Yargıda)    :  1-M. K. 2-E. Ö.

Vekili                  : Av. C. K.A.

Davacılar

(İdari Yargıda/

Mirasçılar)         : 1. İ. N. K. ve diğ.                       

Vekili                  : Av. A. B.

Davalı                 : 1 -İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili                  : Av. E.D.

Davalı

(Yalnızca

Adli Yargıda)     : 2 -İzmir Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü

Vekili                  : Av. C. Ş. ve diğ.

 

I. DAVA KONUSU OLAY

1. Davacılar vekili, müvekkillerinin İzmir ili, 2. Aziziye Mahallesi, 36422 Ada, 67 Parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu; davalı İZSU Genel Müdürlüğü'nün, bu taşınmazın tamamına su depoları inşa ettiğini, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin taşınmaza baz istasyonları inşa ettirdiğini ve taşınmazın kullanılmasını engelleyecek şekilde etrafını tamamen duvarlarla çevirdiğini; taşınmazın çok iyi mevkide, manzaralı konumda bulunduğunu, kamu hizmetlerinden yararlandığını, arsa vasfında olduğunu; taşınmazın, davalılar tarafından baz istasyonu kurma karşılığında çeşitli firmalara kiralandığını, gerek su deposu olarak kullanılmasından, gerek kiralanmasından, gerekse yargılama aşamasında ortaya çıkacak sair kullanımları sebebiyle müvekkillerinin ecrimisil talebi bulunduğunu; davalıların arsayı yüksek duvarlar ile çevirerek müvekkillerinin kullanımını engellediğini ifade ederek; taşınmaza kamulaştırma yapılmadan el atması nedeniyle fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak ve şimdilik kaydıyla, taşınmazın müvekkillerinin hissesine isabet eden kısmının bedeli olan 10.000 YTL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline;fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve şimdilik kaydı ile 7.000 YTL ecrimisil bedelinin davalı idareden, dönem sonundan itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istemiyle 10/07/2008 tarihinde, 1-İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve2-İzmir Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü karşı adli yargı yerinde dava açmıştır.

II. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BAŞVURU SÜRECİ

A. Adli Yargıda

2. İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 16/05/2017 tarihli ve E.2008/296, K.2017/363 sayılı kararı ile, davaya bakmanın İdare Mahkemelerinin görevinde olduğu gerekçesiyle, davanın yargı yeri bakımından görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. İstinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin10/04/2019 tarihli ve E.2019/513, K.2019/543 sayılı kararıyla istinaf istemi reddedilmiş; temyiz başvurusu ve sonrasında temyizden feragat edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 09/06/2020 tarih ve E.2019/9665, K.2020/4858 sayılı kararıyla temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ve görevsizlik kararı kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz içinde, rapor ekinde sunulan 1/500 ölçekli haritada görüleceği gibi 1973 yılında yapılmış, İz-Su Genel Müdürlüğüne ait ve bir su deposunun, 6 adet tek katlı küçük telsiz binasının ve 5 adet de anten direğinin bulunduğu, her ne kadar davacılar tarafından taşınmaz içindeki anten direklerinin ve binaların GSM Operatörlerine ait baz istasyonları olduğu iddia edilmiş ise de, bilirkişilerce yapılan araştırmada GSM Operatörlerine hiç birine ait bu taşınmaz üzerinde baz istasyonunun bulunmadığı, kiralama isteklerinin İzmir Büyükşehir Belediyesince kabul edilmemesi nedeniyle bu parsele baz istasyonu kuramadıkları, mevcut binaların ve anten direklerinin ise muhtelif kurumlara (Hava Kuvvetleri, Emniyet, Eshot vs.) ait telsiz bina ve anten direkleri olduklarının öğrenilmiş olduğu, taşınmaz içinde İz-Su'ya ait su deposunun ise halen kullanılmadığı, dava konusu taşınmazın etrafında davalı idare tarafından bina bulunmayan sınırlarının taş duvar ve üstünde tel çit çekilmek suretiyle korunmaya alındığı, taşınmazın davalı idareler tarafından herhangi bir şekilde fiili bir kullanımının söz konusu olmadığı rapor edilmiştir.

Bilindiği üzere, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen "Ek Madde 1 - Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.

Birinci fıkra uyarınca dava açılması halinde taşınmazın ya da üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, mahkemece; bu Kanunun 15 inci maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazın hukuken tasarrufunun kısıtlandığı veya fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir.

Bu madde kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılacak dava ve takiplerde, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara bu madde hükümleri, kesinleşen ancak henüz ödemesi yapılmayan kararlar hakkında ise geçici 6 ncı maddenin üçüncü, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmünün mevcut olduğu görülmüştür.

Mahkemenin görevi ile ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraftar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davaya bakmaya Mahkememizin yargı yeri bakımından görevli olmadığı, davaya bakmaya İdare Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğu..."

 

3. İstinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 10/04/2019 tarihli ve E.2019/513, K.2019/543 sayılı kararıyla istinaf isteminin reddedildiği yukarıda belirtilmiştir. Daire'nin,uyuşmazlık konusunun aydınlanması açısından yararlı görülen gerekçesi şöyledir:

 

"Davacılar hissedarı bulundukları taşınmaz üzerinde su deposu yapılmak suretiyle taşınmaza davalılar tarafından fiilen el atıldığı iddiasında bulunmuş iseler de dava konusu taşınmazın imar uygulamasından önceki, imar uygulamasına tabi tutulan taşınmazlardan eski 1316 ada, 18 parsel sayılı taşınmazın İzmir Belediyesi tarafından 24/09/1971 tarihinde alınan kamulaştırma kararına istinaden 2.610,00 m2'lik kısmı su deposu olarak kamulaştırıldığı ve üzerine su deposu yapıldığı, kamulaştırma kararının kesinleşmesini müteakip İzsu Genel Müdürlüğünün 18/09/2003 tarihinde Emlak ve Ticaret A.Ş aleyhine açmış olduğu tescil davası üzerine İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/10/2005 tarih ve 2003/778 esas, 2005/355 karar sayılı ve 03/01/2006 tarihinde kesinleşen ilamı uyarınca eski 1316 ada, 18 parsel sayılı taşınmazın 2.610,00 m2'lik kısmının davalı İzsu adına tesciline karar verildiği; taşınmazın mahallinde yapılan keşif üzerine de taşınmaz üzerinde bulunan 6 adet tek katlı küçük telsiz binası ve 5 adet anten direğinin davalılar tarafından yapılmadığı tespit olunmuştur. Dolayısıyla her iki davalının da usulüne uygun kamulaştırılması yapılan su deposu dışında taşınmaza fiili el atmalarının bulunmadığı belirlenmiştir.

Eski 1316 ada, 18 parselin imar uygulaması görmesi sonucu, dava konusu 36422 ada, 67 parsel oluşmuştur.

Kamulaştırmasız el atma talebinde bulunabilmek için, idarenin taşınmaza fiilen el atması ve sahibinin tasarrufunu engellemesi gerekir. Davaya konu teşkil eden taşınmaza davalı idarelerce fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır."

 

4. Davacılar vekili bu kez, İzmir ili,Konak ilçesi, 2.Aziziye Mahallesinde ve tapunun 36422 ada, 67 sayılı parselinde kayıtlı taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında belediye hizmet alanı olarak belirlenmesine rağmen kamulaştırılmaması nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle 17/07/2020 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na karşı idari yargı yerinde dava açmıştır.

 

B. İdari Yargıda

 

5. İzmir 4. İdare Mahkemesi 28/04/2021 tarihli ve E.2020/909 sayılı kararı ile, dava konusu taşınmaza ilişkin fiili el atmadan kaynaklı uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle; 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın, getirtilen İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, dosyanın incelenmesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

 

"Uyuşmazlık konusu olaya ilişkin olarak İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi raporunda; "İzsu Genel Müdürlüğüne ait su deposunun, altı adet tek katlı küçük telsiz binasının ve beş adet de anten direğinin bulunduğu...dava konusu taşınmazın etrafında davalı idare tarafından bina bulunmayan sınırların taş duvar ve üstünde tel çit çekilmek suretiyle korumaya alındığı" şeklinde ifadelere yer verilerek her ne kadar davalı idareler tarafından fiili bir kullanımın söz konusu olmadığı ileri sürülmüşse de; taşınmazda su deposunun, anten direklerinin, telsiz binalarının bulunması ve parselin sınırlarının tel ile çevrilmesi nedeniyle fiili el atma olduğunun açıkça ortaya konulması karşısında, fiili el atmadan doğan zararın tazminine yönelik olan davanın, haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünün adli yargı yerinin görevine girdiği sonucuna varılmıştır."

 

III. İLGİLİ HUKUK

 

A. Mevzuat

 

6. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

 

"İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."

 

7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesi şöyledir:

 

   "1. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:

   a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

   b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları

c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.

2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler."

         

8. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesi şöyledir:

 

"Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.

a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır.

b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. (Ek cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.

Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme üçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar.

(Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) İmar planları ve bu planlardaki değişikliklerin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanı, askı süresi ile eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulur. Ayrıca plan değişikliği hakkında, değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapılır.

(Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kentsel tasarım projeleri uygulama imar planlarıyla birlikte hazırlanabilir. Bu kentsel tasarım projelerinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.

Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortamdaki

Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı üzerinden, ilgili idaresi tarafından, arşivlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.

İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir.

(Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir.

(Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez.

(Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Sanayi alanları, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere mer’i imar planlarında yençok: serbest olarak belirlenmiş yükseklikler; emsal değerde değişiklik yapılmaksızın çevredeki mevcut teşekküller ve siluet dikkate alınarak, imar planı değişiklikleri ve revizyonları yapılmak suretiyle ilgili idare meclis kararı ile belirlenir. Bu şekilde ilgili idare tarafından belirlenmeyen yükseklikler, maliyetleri döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanmak üzere Bakanlıkça belirlenir. Oluşacak maliyetlerin %100 fazlası ilgili idaresinden tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgili idarenin 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek tahsil olunur. Tahsil olunan tutarlar, Bakanlığın döner sermaye işletmesi hesabına gelir olarak kaydedilir.

c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) (Değişik:4/7/2019-7181/6 md.)

Tarım arazileri, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; tarımsal amaç dışında kullanılamaz, planlanamaz, köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemez...."

 

9. 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

 

"Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır."

 

B. Yargı Kararları

         

10. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 11/02/1959 tarihli, E.1958/17, K.1959/15 sayılı kararının III. bölümü şöyledir:

 

“...III-İstimlâksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlâk Kanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır. Ve bu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelen zararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.

Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerlerden toprak alınması veya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelen zararların tazmini davası da başkasının malına amme teşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.

Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyle yine idari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmış bir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaret olacaktır.

Bu bentte anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlara şümulü yoktur ...”

 

11. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin bazı fıkralarının iptali yönündeki taleple Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz (somut norm denetimi) başvurusunda Anayasa Mahkemesi 25/09/2013 tarihli ve E.2013/93, K.2013/101 sayılı kararıyla; yapılan itiraz başvurusu, başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

 

"...Türk hukukunda 'fiili yol'un en karakteristik örneği, 'kamulaştırmasız el atma'lardır. Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazı bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkin usul ve kurallarına uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, kişiye ait gayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması ve bu işgalin kanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadan gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Bu şekilde, idarenin hukuk dışı eyleminden kaynaklanan fiili el atmaların, özel kişilerin haksız fiil teşkil eden eylemlerinden hiçbir farkının bulunmadığı, bu nedenle bu tip eylemlerden doğan zararların da özel kişilerin haksız fiilinden doğan zararlarda olduğu gibi adli yargıda dava konusu edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Başvuran Mahkemede görülen davaya konu olayda, davacıya ait taşınmaz, imar planlarıyla'dere mutlak koruma alanı'sınırları içine alınmış ve bu nedenle davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmıştır. Davacının tasarruf yetkisinin kısıtlanmasının, davacının mamelekinde azalma meydana getirebileceği tartışmasızdır. Ancak, davacının mülkü üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanması, idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğinde olduğu tartışmasız olan imar planından kaynaklanmaktadır. Olayda, idarenin fiili el koyma niteliği taşıyan bir eylemi henüz bulunmamakta, aksine kanunen yapması gereken kamulaştırma işlemlerini yapmamak biçiminde tezahür eden bir eylemsizliği söz konusudur.

Öte yandan, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerekmektedir. Oysa, Mahkemede görülen davaya konu olayda olduğu gibi 'imar kısıtlamaları'nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalması söz konusu olmaktadır.

Sonuç olarak, davacının taşınmazının imar planlarında 'dere mutlak koruma alanı'nda bırakılması nedeniyle tasarruf hakkının kısıtlanmasının kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilemeyeceği, bunun, idari bir işlem olan imar planlarının zorunlu bir sonucu olduğu ve tasarruf hakkının kısıtlanması sebebiyle doğan zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla bakılmakta olan dava, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin görev alanına girmemektedir.

Nitekim, Anayasa'nın 158. maddesiyle, adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar bulmuş içtihatları da bu yöndedir (Örneğin; 4.2.2013 günlü, E.201/107, K.2013/230 sayılı kararı)..."

 

12. 6745 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasının "Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir." şeklindeki ikinci cümlesi; Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

 

13. Uyuşmazlık Mahkemesinin 08/07/2019 tarihli ve E.2019/213, K.2019/416 sayılı kararında; Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, Uyuşmazlık Mahkemesinin bu konuda istikrar bulmuş kararları doğrultusunda, yargı yolunun değişmesini gerektirecek bir duruma yol açmadığı belirtilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

 

"...İptal edilen bölüm içerisinde kalan 'Bu süre içerisinde belirtilen işlemlerin yapılmaması hâlinde taşınmazların malikleri tarafından, bu Kanunun geçici 6 ncı maddesindeki uzlaşma sürecini ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemleri tamamlandıktan sonra taşınmazın kamulaştırmasından sorumlu idare aleyhine idari yargıda dava açılabilir.' cümlesi kapsamında, bakılan görev uyuşmazlığında yargı yolunun değişip değişmeyeceği hususu irdelendiğinde; davacıların taşınmazları üzerinde tasarruf etme hakkının kısıtlanmasının, idarenin bir eyleminden değil, idari bir işlem niteliğindeki imar planından kaynaklanması; davacıların bu işlem sebebiyle doğduğunu iddia ettikleri zararın ancak idari yargıda açılacak bir tam yargı davasına konu edilebileceğinin tartışmasız olmasının yanında; Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararının gerekçesinde; bu konuya ilişkin uyuşmazlıkların adli yargıda görülmesinin gerektiği, diğer bir anlatımla taşınmazın malikleri tarafından idari yargıda dava açılabileceğinin hukuka aykırı olduğu yönünde herhangi bir irdelemeye yer verilmediği gözetildiğinde; Mahkememizin bu konuda istikrar bulmuş kararları doğrultusunda, yargı yolunun değişmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı sonucuna varılmıştır...."

 

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

 

A. İlk İnceleme

 

14. Uyuşmazlık Mahkemesinin Muammer TOPAL'ın başkanlığında, Üyeler Birol SONER, Nilgün TAŞ, Doğan AĞIRMAN, Aydemir TUNÇ, Nurdane TOPUZ ve Ahmet ARSLAN'ın katılımlarıyla yapılan 29/11/2021 tarihli toplantısında; 2247 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Kanun'un 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli ve idari yargı yerleri arasında davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine açılan dava ve kamulaştırmasız el atma tazminatı istemi yönünden görev uyuşmazlığının doğduğu, idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

 

B. Esasın İncelenmesi

 

15. Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK'in davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan, ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

 

16. Dava, davacıların hissedarı olduğu İzmir ili, Konak ilçesi, 2.Aziziye Mahallesinde ve tapunun 36422 ada, 67 sayılı parselinde kayıtlı taşınmazın imar planında "belediye hizmet alanı" olarak ayrılarak tasarruf hakkının kısıtlanması nedeniyle oluşan hukuki el atmadan kaynaklanan zararın faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.

 

17. Uyuşmazlık Mahkemesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; imar planlarıyla kamusal alanlara ayrılan taşınmazlara idarece plan doğrultusunda bir yapı, tesis yapılmaması halinde mülkiyet hakkı hukuken kısıtlanan davacıların açtığı davaların idari yargı yerinde; kamulaştırma yapılmadan taşınmaza fiilen müdahalede bulunulması halinde ise adli yargı yerinde görülmesi gerekmektedir.

 

18. Dava dosyalarının incelenmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmazın uygulama imar planında belediye hizmet alanı olarak belirlendiği ve tasarruf hakkı kısıtlandığı ileri sürülerek, ilk olarak adli yargı yerinde, daha sonra da idari yargı yerinde kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan zararın tazmini istemiyle dava açıldığı görülmüştür. Adli yargı yerinde yapılan keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alınarak, yargı yerlerinde görev yönünden iki farklı sonuca varılmıştır. Somut olayın daha iyi anlaşılabilmesi açısından 17/08/2010 tarihli Bilirkişi Kurulu Raporu'nun ilgili kısımları şöyledir:

 

"Dava konusu taşınmazın 3373/8245 payının İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, 1288/8245 payının 1316 ada 20 parseldeki verasetten iştirak halindeki Ömer Öztop, Ertuğrul Öztop, Sultan Öztop, Müjgan Öztop’a, 935/8245 payının verasetten iştirak halindeki Ömer Öztop, Ertuğrul Öztop, Müjgan Öztop’un, Şükran Öztop, Sabri Anar, Mihriban, Ayhan, Maliye Hâzinesi paylarına; 2610/8245 payının İzmir Büyükşehir Belediyesi İzsu adına, 39/8245 Emlak ve Ticaret A.Ş.’ye ait olduğu görülmektedir.

Dava konusu taşınmazın, dosyaya ibraz edilen 13.08.2001 tarihli imar durumu belgesinin tetkikinden, tamamının BELEDİYE HİZMET ALANI’na isabet ettiği, ayrıca dosyada mevcut 06.11.2008 tarih 24457 sayılı yazısında da dava konusu taşınmazın imar planında Belediye Hizmet Alanına ( Sular İdaresine ) isabet ettiğinin belirtildiği görülmüştür.

Harita ve Kadastro Mühendisi Hüsnü Afacan’ın raporunda;

Tapunun 2. Aziziye Mah, 267 pafta, 1316 ada 18 parselinde 3.483 m2 olarak Emlak ve Ticaret A.Ş adına kayıtlı bulunan taşınmazın 2.610 m2 lik kısmının, 1.500 m3 lük gömme su deposu sahasında kaldığından İzmir Büyükşehir Belediye Encümeninin 24.09.1971 tarih 5198 sayılı kararı ile ifrazen kamulaştırılmasına karar verildiği, daha sonra Emlak ve Ticaret A.Ş. yetkilisi Süleyman D.Akgün’ün 12.10.1971 tarihli dilekçe ile Eshot Genel Müdürlüğüne müracaatta bulunarak, istimlak işleminin en kısa zamanda ikmal edilmek üzere şimdiden su deposu inşa edilmesine muvafakat ettiği ve bunun üzerine halen mevcut olan su deposunun, İZ-SU vekilinin yazılı beyanına göre 1973 yılında yapılmış olduğu;

Noter tebligatının mal sahibi Emlak ve Ticaret A.Ş.’nin yetkilisi Süleyman Akgül’e 01.11.1971 tarihinde tebliğ edildiği, ancak Emlak ve Ticaret A.Ş.’nin takdir edilen 52.500 TL istimlak bedelinin 156.600 TL’ye çıkarılması için İzmir 2. As. Hukuk Mahkemesinin 1971/1011 Esasında tezyidi bedel davası açtığı, yargılama sonunda adı geçen mahkemenin 1971/101 IE,I975/362 K. sayılı kararı ile istimlak bedelinin 78.300 TL’ye çıkarıldığı, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 1975/6056E-985 K sayılı kararı ile bozulduğu ve bozma kararından sonra davanın taraflarca takip edilmemesi üzerine müracaata kaldığı, Emlak ve Ticaret A.Ş.’nin de tapuda ferağ vermediği,

Bu aşamada iken kısmen kamulaştırılmasına karar verilen ve yukarda açıklandığı şekilde kamulaştırma işlemi tamamlanamayan Kadastronun 2. Aziziye Mah. 267 pafta, 1316 ada 18 parseli civarındaki parsellere 2981/3290 sayılı yasa gereğince tatbik edilen imar ıslah uygulaması neticesinde oluşturulan 8.245 m2 yüzölçümlü 36422 ada 67 parsel numaralı Su Deposu vasfındaki taşınmazın 3373/8245 payının 1316 ada 19 ve 21 parsellerdeki İzmir Büyükşehir Belediyesinin paylarına; 2425/8245 payının 1316 ada 18 parseldeki Emlak ve Ticaret A.Ş.’nin payına; 1288/8245 payının 1316 ada 20 parseldeki verasetten iştirak halindeki Ömer Öztop, Ertuğrul Öztop, Sultan Öztop, Müjgan Öztop’un paylarına; 935/8245 payının 1316 ada 20 parseldeki verasetten iştirak halindeki Ömer Öztop, Ertuğrul Öztop, Müjgan Öztop’un, Şükran Öztop, Sabri Anar, Mihriban, Ayhan, Maliye Hazinesi paylarına; 224/8245 payının yine 1316 ada 20 parseldeki Emlak ve Ticaret A.Ş.’nin payına tahsis edilerek 20.07.1987 tarih 4283 yev. ile tescil edildiği, tescil ile birlikte 15.10.1971 tarih 10249 yev. ile Belediyece 1316 ada 18 parsele konan istimlak şerhinin de tescil edilen 36422 ada 67 parsele aynen aktarılmış olduğu;

1988 yılında Emlak ve Ticaret A.Ş.’ye kamulaştırılan yerin tescili için tebligat yapılmış ise de, davalı şirketin önce 9. As. Hukuk Mahkemesinin 1989/1017E sayılı dosyasında Men’i Müdahale davası açtığı ve davasının reddedildiği, daha sonra 3. As. Hukuk Mahkemesinin 1991/590Esasında İZ-SU aleyhine tazminat davası açtığı ve bu davasının reddedildiği;

Daha sonra İZ-SU Genel Müdürlüğünce dava konusu 36422 ada 67 parselde 8.245 m2 yüzölçümlü taşınmazın, Emlak ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı 2.649/8245 payın 2.610/8245 payının tapusunun iptali için 18.09.2003 tarihinde açılan davanın yargılamasının neticesinde adı geçen mahkemenin 11.10.2005 tarih 2003/778E, 2005/355 K sayılı kararı ile kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleşmesini müteakip tapuda infaz edilerek, dava konusu 36422 ada 67 parselde Emlak ve Ticaret A.Ş.ait 2649/8245 payın 2610/8245 payının tapusunun iptal edilerek İZ-SU Genel Müdürlüğü adına 08.02.2006 tarih 1975 yev. ile tescil edilmesi ile İZ-SU Genel Müdürlüğünün dava konusu taşınmazda paydaş olduğu anlaşılmıştır.

Dava konusu taşınmaz imar ıslah plan uygulaması ile oluşturularak tapuya tescil edilmiş bir parsel olup, plan uygulaması esnasında, geldiği olan kadastronun 1316 ada 18-19-20-21 parsellerinden farklı oranlarda D.O.P. kesilmiş olduğundan bu parselin imar parseli olarak değerlendirilmesinin gerekeceği kanaatine varıldığını;

Keşif esnasında huzurda yapılan incelemede, dava konusu taşınmaz içinde, rapor ekinde sunulan 1/500 ölçekli haritada görüleceği gibi 1973 yılında yapılmış İZ-SU Genel Müdürlüğüne ait ve bir su deposunun, 6 adet tek katlı küçük telsiz binasının ve 5 adet de anten direğinin bulunduğu, her ne kadar davacılar tarafından taşınmaz içindeki anten direklerinin ve binaların GSM Operatörlerine ait baz istasyonları olduğu iddia edilmiş ise de, tarafımdan yapılan araştırmada GSM operatörlerine hiç birine ait bu taşınmaz üzerinde baz istasyonunun bulunmadığı, kiralama isteklerinin İzmir Büyükşehir Belediyesince kabul edilmemesi nedeniyle bu parsele baz istasyonu kuramadıkları, mevcut binaların ve anten direklerinin ise muhtelif kurumlara ( Hava Kuvvetleri, Emniyet, Eshot. vs ) ait telsiz bina ve anten direkleri oldukları öğrenilmiştir. Taşınmaz içinde İZ-SU’ya ait su deposunun ise halen kullanılmadığı, dava konusu taşınmazın etrafında davalı idare tarafından bina bulunmayan sınırlarının taş duvar ve üstünde tel çit çekilmek suretiyle korunmaya alındığı, taşınmazın davalı idareler tarafından her hangi bir şekilde fiili bir kullanımının söz konusu olmadığı belirtilmektedir."

19. Olayda,su deposu yapılmak suretiyle idarece taşınmaza fiilen el atıldığı ileri sürülmektedir. Ancak imar planlarının yapılmasından önce, 1971 tarihinde taşınmazın 2.610 m2'lik kısmının su deposu olarak kamulaştırıldığı, süreç sonunda da taşınmazın adli yargı yerinde davalı İZSU adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan Bilirkişiler tarafından taşınmazda, 1973 yılına ait 1/500 ölçekli haritaya göre6 adet tek katlı küçük telsiz binasının ve 5 adet de anten direğinin bulunduğu, ancak telsiz binaları ile anten direklerinin davalılar tarafından yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu veriler ışığında, imar planında belediye hizmet alanı olarak belirlenen taşınmaza hukuken el atıldığı, fiili el atmanın söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

20. Buna göre, davanın konusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak yer alan davacıların hissedar olduğu taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.

21. Yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak; İzmir 4. İdare Mahkemesinin 28/04/2021 tarihli ve E.2020/909 sayılı başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Davanın çözümünde İDARİ YARGININ GÖREVLİ OLDUĞUNA,

B. İzmir 4. İdare Mahkemesinin 28/04/2021 tarihli ve E.2020/909 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE,

29/11/2021 tarihinde, OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

 

     Başkan Vekili                  Üye                               Üye                              Üye

        Muammer                    Birol                             Nilgün                          Doğan     

         TOPAL                     SONER                           TAŞ                          AĞIRMAN       

 

 

 

 

                                                Üye                                Üye                               Üye

                                            Aydemir                         Nurdane                         Ahmet

                                              TUNÇ                           TOPUZ                       ARSLAN