Hukuk Bölümü         2012/647 E.  ,  2013/128 K.
"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.

Davacı     : Y.T.

Vekili      : Av. M.M.T.

Davalı     : Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı

Vekili      : Av. Ö.Y.                 

O L A Y : Davacı vekili, müvekkilinin hissedar olduğu Ankara, Yenimahalle İlçesi, İvedik Mahallesi mevkiinde bulunan 44575 ada, 40 parsel sayılı taşınmazın,  yapılan imar planında, 'Kentsel Rekreasyon Alanı' olarak ayrıldığını ve tapu kaydı üzerine kamulaştırılacak şerhi konulduğunu; imarlı arsa niteliğindeki taşınmaza fiilen el atılmadığını; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 15,12.2010 tarih ve 2010/5 - 662 Esas ve 2010/551 K. sayılı kararı ile bu tür yerlerin bedelinin ödeneceğine hükmedildiğini ifade ederek; dava konusu taşınmazın toplam bedelinden, fazlaya ilişkin hakları ve ıslah hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL bedelin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak taraflarına ödenmesi,  taşınmazın tapu kaydının davalı idareye tescil ettirilmesine karar verilmesi istemiyle, adli yargı yerinde dava açmıştır.

Davacı vekili daha sonra Mahkemeye verdiği dilekçe ile, dava değerinin 166.000TL’ye ıslah edilmesini istemiştir.

Davalı vekili, süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde görev itirazında bulunmuştur.

ANKARA 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:12.9.2012 gün ve 2011/461 sayı ile, davalı vekilinin yargı yolu görev itirazının reddine karar vermiştir.

Davalı vekilinin, idari yargı yararına olumlu görev uyuşmazlığı çıkartılması yolunda süresi içinde verdiği dilekçesi üzerine, dava dosyasının onaylı bir örneği Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmiştir.

DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Uygulama ve Öğreti'de, kamu idarelerinin, kamu hizmetinin yürütümü sırasında, kamu gücü kullanarak tek yanlı irade açıklamalarıyla yapmış oldukları işlemlerin, "idari işlem"; herhangi bir işlem ya da karara dayanmaksızın gerçekleştirdikleri maddi faaliyetleriyle, görevleriyle ilgili hareketsizliklerinin de, "idari eylem" olarak tanımlandığı;  bu tanıma göre; idarelerin 3194 sayılı İmar Kanununun 8’inci maddesi uyarınca tek yanlı irade açıklamaları ile tesis ettikleri, genel ve düzenleyici imar planları ile bu planlara dayanılarak tesis edilen parselasyon, kamulaştırma, ruhsat gibi bireysel işlemlerin, "idari işlem"; bu imar planı uyarınca yapmak zorunda oldukları program ve uygulamaları bunun için gerekli zamanda gerçekleştirmemeleri; yani, bu konudaki hareketsizliklerinin de, idari eylem niteliği taşıdığı; dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, dava dilekçesinde, fiili el atma olmadan da hukuki el atmanın kamulaştırmasız el atma olarak nitelendirilmesi gerektiği ileri sürülmek suretiyle, imar planında 'Kentsel Rekreasyon Alanı'  olarak ayrılan taşınmazının bedelinin ödenmesine hükmedilmesinin istenildiği; bu bilgiler karşısında; davanın, davacıların taşınmazının, imar planında 'Kentsel Rekreasyon Alanı'na ayrılması sebebiyle mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamadan kaynaklanan tazminat talebiyle açıldığı sonucuna ulaşıldığı; dava dilekçesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, mülkiyet hakkına getirildiği söylenen kısıtlamanın, taşınmazın maliki yönünden zarar doğurucu sonuçlarının olabileceğinde kuşku bulunmadığı, ancak; bu sonuç ya da sonuçların, yukarıda da söylenildiği üzere, genel ve düzenleyici nitelikte bir idari işlem olan imar planında taşınmazın 'Kentsel Rekreasyon Alanı' olarak gösterilmesinden; bu planda öngörülen kamulaştırma programlarının zamanında yapılmamasından ve imar uygulamalarından; başka anlatımla da, idari işlemlerden ve davalı idarenin imar planı gereği yapılması gereken kamulaştırmalar konusundaki hareketsizliği şeklinde ortaya çıkan idari eylemlerden kaynaklandığı; idari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini taleplerinin ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12 ve 13'üncü maddeleri uyarınca, idari yargı yerlerinde açılacak tam yargı davalarına konu edilmelerinin, anılan yasa hükümlerinin gereği olduğu; bu bakımdan, hukuka uygunluklarının denetimi ve zarar doğurucu sonuçlarının giderilmesi İdari Yargı'nın görev alanında bulunan idari işlem ve eylemlerin hukuk düzeninde yaratmış oldukları etki ve sonuçların, "kamulaştırmasız el atma" olarak nitelendirilmesine ve bu olumsuz sonuçlarla ilgili tazminat taleplerinin adli yargı yerlerinde açılacak tazminat davalarına konu edilmelerine, hukuken olanak bulunmadığı; dolayısıyla, davanın taşınmazın bedelinin tazminat olarak hüküm altına alınması istemine ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları," hükmü gereğince idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle; 2247 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi uyarınca, davanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ve dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın yazılı düşüncesi istenilmemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 14.1.2013 günlü toplantısında::

l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeye göre, davalı vekilinin, anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görev itirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Danıştay Başsavcısı'nca, 10. maddede öngörülen biçimde, davanın taşınmazın bedelinin tahsiline hükmedilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Tuncay DÜNDAR’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, Davacının hissedar olduğu taşınmazına, imar planında 'Kentsel Rekreasyon Alanı' olarak ayrılmak suretiyle kamulaştırmasız el atıldığından bahisle, taşınmazın toplam bedelinden, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL(ıslah üzerine 166.000 TL) bedelin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle açılmıştır.   

                3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinde;  “Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur.

                a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır.

                b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik dördüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.

                Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Değişik üçüncü cümle: 8/8/2011- KHK-648/21 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar.

                Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir.

                Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlığa gönderilir.

                İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir.

                c) (Ek: 3/7/2005 - 5403/25 md.) Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz.” hükmü;

Aynı Kanun'un 18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.

(Değişik üçüncü fıkra: 3/12/2003-5006/1 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz.

Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile tamamlanır.

Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.

Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmez…” hükmü yer almıştır.

Dava dosyasına sunulan davalı idarenin cevap dilekçesinde; Yenimahalle ilçesi, İvedik Mahallesinde bulunan 44675 ada 25 parselin; İvedik Macun Kentsel Çalışma Alanına ait 84180/1 parselasyon planı kapsamında kaldığı,  bu parselasyon planının Ankara 15. İdare Mahkemesince 16.12.2009 gün ve E. 2008/921 K. 2009/1562 sayılı kararı gereğince iptal edildiği, ardından 44675 ada 25 parselin sınırlarında değişiklik yapılmadan 84180/2 nolu parselasyon planına göre kamu ortaklık payı hisselerinden oluşturulan "Kentsel rekreasyon alanı" kullanımlı 44675 ada 40 parselin oluşturulduğu,  ihtiyaç duyuldukça ilgili kurumun talebi doğrultusunda imar kanununun 10. Maddesi gereği yine ilgili kurumca kamulaştırma işlemi yapılacağı; Yenimahalle İlçesi, İvedik Köyü 44675 ada 40 parselin kamu ortaklık paylarından oluşturulmuş 3194 sayılı İmar Kanununun 18. Maddesi uyarınca yapılacak arazi ve arsa düzenlemesi ile ilgili esaslar hakkındaki yönetmeliğin 4. maddesinin c bendi, Düzenleme Ortaklık payı oranı ile ilgili 11. Maddesi, düzenlemede umumi hizmetlere ayrılacak payın hesabı ile 30. Maddesi oranı ve kamulaştırılacak alanın hesabı ile ilgili 31. Maddesi, düzenleme ortaklık payı oranı ile ilgili 33. Maddesi gereği kamu ortaklık payı olarak adlandırılan (KOP) yönetmeliğinin 12. Maddesi uyarınca yapıldığı; Kamu Ortaklık (KOP) Payının ise düzenleme sahasındaki hastane, kreş, belediye hizmet alanı, spor ve diğer resmi tesis alanları gibi kamu alanları olduğu, düzenlemeye giren parsellerden hisseleri oranında kesilerek oluşturulan ve tescili sağlanan alanlar olduğu;  DOP ve KOP kesintileri yapılmadan imar uygulama planlarının uygulaması olan parselasyon planının yapılmasının yasal ve teknik açıdan mümkün bulunmadığı, bununla beraber imar planında kamu ortaklık paylarından oluşan Sosyal alanların ayrılmayıp sadece tüm taşınmazların ticaret ve konut alanı olarak ayrılmasının ise o bölgenin yaşanmaz hale getireceği ve imar planının yapılmasındaki amacı da ortadan kaldıracağı; kamu ortaklık paylarından oluşturulan hastane, kreş, spor, Belediye hizmet alanı, Resmi tesisler, sosyal tesisler gibi kamu alanlarına ayrılmış parsellerin, ilgili kamu kurumlarınca kamulaştırması yapılmadan fiili olarak el atılmasının mümkün olmadığı, KOP parsellerinin fiili olarak kamulaştırılmadığından ve maliklerin tasarrufundaki bu taşınmazın piyasa rayiç değerinden alım ve satıma konu olabileceği, ayrıca ilgili kurumlardan izin alınarak imar planındaki kullanımı ne ise o amaçla değerlendirilebilmesiyle, davacının iddia ettiği gibi tasarruf hakkının kısıtlanmadığını;  ayrıca kentsel rekreasyon alanının ilgili yönetmelik gereği ayrıldığı, bu alanların plan yapımına ait esaslara dair yönetmeliğin kentsel sosyal ve teknik altyapı alanları ile ilgili standartlarına göre ayrıldığı, imar uygulamasına tabi tutulan maliklerin faydalı ( konut, ticaret v.b.) alanlardan imar haklarını aldıkları, hal böyle iken ilçe belediyesinden ruhsat alınarak plan amacı doğrultusunda gayrimenkulün tasarrufunun da mümkün olduğu, müvekkil kurumun herhangi bir kamulaştırma kararı olmadığı gibi herhangi bir fiili müdahalesinin de bulunmadığı ileri sürülerek, davanın reddinin gerektiği savunulmuştur.

Olayda, davacının hissedar olduğu taşınmazın imar planıyla 'Kentsel Rekreasyon Alanı' kullanımında kaldığı belirtilerek, tapu kaydı üzerine kamulaştırma şerhi konulmasına rağmen kamulaştırılmadığı, taşınmaz üzerinde düzenleme yapılmadığı, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenilmesi gerektiğinin iddia edildiği; davanın konusunun, davalı idarece 3194 sayılı Kanun uyarınca kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade ile yapılan imar planlarında yer alan davacıya ait taşınmazın bedelinin tazminine ilişkin bulunduğu anlaşılmış olup, belirtilen duruma göre, imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zararın tazminine yönelik bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı’nın başvurusunun kabulü ile davalı vekilinin görev itirazının, Asliye Hukuk Mahkemesince reddine ilişkin kararın kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ     : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, davalı vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN Ankara 21.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12.9.2012 gün ve E:2011/461 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 14.1.2013 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.